Devletlerin egemenlik yetkisi bulunmaktadır. Bu uluslararası hukukta önemli bir ilkedir. Bu ilke gereği her devlet yabancı mahkeme kararlarını bizzat tanımak zorunda değildir. Bu bakımdan Avustralya mahkemelerinde sizi ilgilendiren bir karar aldığınız vakit bu Türkiye’de direkt geçerli hale gelecek bir karar değildir. Bu kararların Türkiye’de geçerli hale getirlimesi için açılması gereken davalar mevcuttur. Bunlara Tanıma-Tenfiz davaları denir. Tanıma Tenfiz davaları açarak Avustralya mahkemelerinde almış olduğunuz kararı Türk hukuk alemine de tanıtarak, orada geçerli hale gelmesini sağlamakla birlikte gerekiyorsa icra edilebilir duruma da getirebilirsiniz.
Kanunlar ihtilafı kurallarının düzenlenmiş olduğu 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun bu husus karşımıza çıktığında ilk başvuracağımız kanundur. Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır’ diye belirtilen madde ve devamı maddelerde tüm bu hususa ilişkin içeriklerin ve süreçlerin açıklandığı ifade edilmiştir.
Normalde başka ülkelerin yargı makamlarının vermiş olduğu kararın tanıma tenfiz olarak davası açılması için özel hukuku ilgilendiren konulardan olması, idare veya ceza hukuku kapsamına giren konularını içermemesi gerekmektedir. Ancak bu konuyu düzenleye kanunumuz ‘Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir’ diyerek bu kurala bir istisna getirmiştir.
Peki dava açmak istediğimiz vakit mahkemenin değerlendireceği ön şartlar nelerdir, bunlara bir göz atmalıyız. 1) Yabancı mahkemeden verilmiş olma, 2) Kararın hukuk davalarına ilişkin olması, ve 3) kararın kesin hüküm teşkil etmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Tüm bu şartları inceleyecek olursak; yabancı mahkemeden verilmiş karar, siz müvekkilerin Avustralya mahkemelerinde almış olduğunuz yargı kararları, Türk mahkemeleri nezdinde yabancı mahkeme olarak geçeceği için bu şartı sağlamaktadır. Ancak bazen Avustralya’daki idari makamlardan da mahkeme kararı niteliğinde karar almak söz konusu olabilir. İşte bu vakit, kanunun bir ayrıntısı ile konu çözüme kavuşturulmuştur. Bu gibi durumlar ile karşılaşılabileceğini öngören kanun koyucu mahkeme kararı niteliğinde olmayan ve fakat ihtilafı çözen kararlar, idari makam tarafından verilmiş olsa dahi, eğer bağımsız yargı organlarınca denetlenmiş ise tenfiz edilerek Türk hukuk aleminde geçerli hale getirilebilir demektedir. Buna en uygun örnek Avustralya’da idari makamlardan alınmış boşanma kararları gösterilebilir.
Kararın hukuk davalarına ilişkin olması gerektiğini makalenin hemen başındaki paragraflar kısa değinmiştik, idari ve ceza hukuku anlamında kararlar tanıma tenfize konu olamayacağı gibi, cezalandırıcı nitelikte tazminat (compensation) da bu bakımdan tanıma ve tenfiz davasının konusu olamaz. Kararın kesin hükümde olması ise, maddi ve şekli anlamda verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş bir karar olması demektir. Bu da ara kararların ve yahut geçici tedbir kararlarının kural olarak tenfizinin mümkün olmayacağını anlamamızı sağlar. Ancak, bu kuralın da iki istisnası mevcuttur. Eğer geçici tedbir kararı; İhtilafı kesin olarak çözümlüyorsa ve ya milletlerarası andlaşmalar hükmü ile tenfiz edilebilir diye belirtilmişse tenfizi istenebilecektir. Bu bakımdan konuyla ve Avustralya’da en çok karşılacağımız örneklerin başında velayet gelmektedir. 20 Ekim 1997 tarihli Çocukların velayetinin tanınmasına ilişkin hususu düzenleyen Avrupa Sözleşmesi madde 7’de kabil-i tenfiz olduğu takdirde tenfiz edilir beyanı ile velayete ilişkin geçici tedbir kararlarının, kesin hüküm niteliğinde olmamasına rağmen tenfiz edilebilmesinin önünü açmıştır.
Tenfizin asli şartları ise: Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması mevcutsa. Sonrasında, İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması şartına uyulması. Üçüncü olarak Avustralya mahkemelerinin vermiş olduğu hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması ki bu maddeler içinde en kolay sağlananıdır çünkü malumunuz Avustralya’da kamu düzenine aykırı bir hukuk uygulanmasını çok mümkün görünmemektedir. Ve son olarak Avustralya kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olmasıdır. Tüm bunların ayrı ayrı denetlenmesi tenfizin asli şartlarını oluşturmaktadır.
Tenfiz istemini kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes bulunabilir. Tenfiz istemi dilekçe ile olur. Dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir. Dilekçede bazı hususlar yer almalıdır. Bunlar; Tenfiz isteyenle, karşı tarafın ve varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad, soyad ve adresleri. Tenfiz konusu hükmün hangi devlet mahkemesinden verilmiş olduğu ve mahkemenin adı ile ilâmın tarih ve numarası ve hükmün özeti. Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun hangi kısım olduğudur. Bunların hepsinin detaylıca hazırlanıp sunulması hak kaybına yaşamamak adına önem arz eder. Çünkü kanun bu maddeleri açıkça belirtmiş ve dilekçede olmasını zorunlu tutmuştur.
Tenfiz dilekçesine eklenecek belgeler ise ilgili kanunumuzun 53. Maddesinde belirtildiği şekilde: Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ve İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesidir. Bunlar tenfiz dilekçesinde ek olarak gösterilmesi gereken başlıca ek belgelerdendir.
Tüm bu süreçlerin gereken ek hususlar da yerine getirelerek tamamlanması halinde Tanıma ve Tenfiz kararlarının alınması ile yabancı mahkeme kararı Türk hukuk aleminde de geçerli hale getirilecektir. Artık karar Türk mahkemeleri nezdinde de kesin hüküm ve kesin delil etkisi oluşturacak olup, ’Yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceği’ kanunumuzda belirtilmiştir.
Saygılarımla,
Av. Çetin Tuğberk Gürcan